Sürü Psikolojisi

Fazlasıyla problemli olan bir durumdur. “En özgür” dediğimiz insan da aslında bu sürü psikolojisinin bir kurbanıdır. Son zamanlarda hepimiz özgürlükten, eşitlikten bahsediyoruz. Herkes bir anda eşcinsellere insan muammelesi yapmaya çalışmaya başladı.
Veya herkes sürü psikolojisini yeniyor, herkes özgür olmaya çalışıyor. Niye?

Çünkü herkesin yaptığı şey bu. Biz çevreyi örnek almaya programlanmışız adeta. Kendimize özgü olamıyoruz, birini örnek alıp model geliştiriyoruz kendimize. Bunu kötü bir şey olduğu için söylüyor değilim, benim de örnek aldığım bir sürü insan var.
Mesele, kimseye benzememekse, ben annemin bir kopyasıyım -duygusal, fiziksel ve psikolojik olarak.
Mesele bu değil aslında, mesele sürü psikolojisinden kurtulmak da değil.
Çünkü herkesin yaptığı şey başkaldırmak. “Artık sürü psikolojisinden kurtulacağız” demelerinin sebebi uyanmaları mı zannediyorsunuz? Çok az kişi bununla neyi kast ettiğinin farkında. Başkaldırmalarının sebebi, herkesin bunu yapıyor olması. Herkes başkaldırıyor. O zaman başkaldırılacak bir şey. Hadi başkaldıralım.
Hayır, mesele bu değil.
Sürü psikolojisine baş kaldırmak da o psikolojinin bir parçası oldu.
Çünkü herkes başkaldırıyor.
Bunu gören diğer koyunlar da, madem herkes bunu yapıyor, biz de başkaldıralım diyorlar.
Bunu doğru olduğu için değil, herkes öyle yaptığı için yappıyorlar.

Mesele, dünyayı, hayatı ve varlığı sorgulamakla ilgili. Birine benzeyebiliriz, biri gibi davranabiliriz, örnek alabiliriz, bunu birçok kişi yapabilir. Yaptığımız şeyler, düşüncelerimiz benzeyebilir. Ama önemli olan bunları herkes düşündüğü için değil, öyle inandığımız, öyle düşünmemiz gerektiği için düşünmemizdir.

Sürü psikolojisini bir kavram olarak ele almayalım. Bir olay olarak da ele almayalım. Sürü psikolojisi bir olgu, toplumun baskısının yıllardır sebep olduğu bir şey. İnsanlar yalnız kalmaktan korkuyor, tek başlarına direnemeyecek ve kendi doğrularını (doğru da çok göreceli bir kavram ama burada kullanmama izin verin) savunamayacak olmaktan korkuyorlar. İnsanlar güçsüzler. Çünkü insanlar, potansiyellerini keşfedememişler. Çünkü toplum buna izin vermemiş. Onları baskılamış. Niye? Eğer baskılanmasalardı, gerçek potansiyellerini keşfedebileceklerdi. Bu onların tek başlarına da ayakta durabilmelerini sağlardı.

Kendi doğrularını savunanlara ukala diyoruz, kendine güvenenlere kendini beğenmiş/kibirli diyoruz, zeki insanlara saldırıyoruz, aptalları yüceltiyoruz, toplumun bize ne yaptığına bir bakın! Bizim, “biz” olmamızı engelliyor.
Eğer dünyayı özgürce sorgulamamıza izin verilseydi, bu olmazdı. Örneğin Atatürk’ü eleştirmeye çalışan biri dışlanıyor anında. Kimse ona doğruyu düzgünce anlatmaya çalışmıyor. Belki kötü bir amacı yok, evet böyle böyle hataları var bence ama bence muhteşem biri, çok iyi şeyler yapmış diyecek de olabilir. Ama eleştirmiş mi? Kötü. O zaman kötü. Şu düz mantığa da bir bakın!

Ne demek istediğimi anladınız mı? Bırakın sürü psikolojisini! Bırakın başkaldırmayı! Her insanın kusuru olabildiğini, insanların sizin istediklerinizi yapmak zorunda olmadığını kabullenin. Dahiler her zaman iyi değildir, güzeller her zaman iyi değildir, çirkinler her zaman kötü değildir, sessiz insanlar her zaman soğuk değildir. İnsanları etiketlemeyi bırakın! Hiçbir sonuca varmaya çalışmayın, ilişki kurun ama sonuca varmayın.
İşte bu şekilde her olguyu ve olayı değerlendirip süzgeçten geçirirseniz, anlayacaksınız.

Ne demek istediğimi de anlayacaksınız. Önemli olan anlamaya başlamanız. Sürü psikolojisi değil önemli olan, normal hayat döngüsünü yaşayabilir, herkesin yaptığını yapabilirsiniz. Ama anlarsanız ve kendi potansiyelinizin farkında olursanız, fazla zorlamanıza gerek kalmaz.

İşte böyle, uzun zamandır cümlelere dökmeye çalıştığım şeyler. Bunlar o kadar karmaşık şeyler ki… Fazla kelimselleştirmeden düşünüyorum ben, doğru kelimesini doğru olarak değil, tebeşir kelimesini tebeşir olarak değil, yani kelimelerle düşünmemeye çalışıyorum. Çünkü kelimeler her şeyi anlatamıyor. Sonra onları kelimeye dökmeye çalışınca da çok zor oluyor. Tıpkı kelimesiz düşünmek gibi. Osho’nun bir kitabında okumuştum bunu, kelimelerle okumuştum, ve yapmayı epeyce başardım. İşe yarıyor, daha iyi anlıyorsunuz, şaka yapmıyorum, tavsiye ederim.

UNUTMAYIN, EĞER UYUYORSAK, BUNUN SEBEBİ BİRİLERİNİN BİZİM UYUMAMIZI İSTİYOR OLMASIDIR. “MERAK” YORULMAZ, “MERAK”IN UYKUSU GELMEZ.
O ZAMAN BİRİLERİ “MERAK”IMIZI İNATLA UYUTUYOR.


Zerinda Reja’nın yazısı. Hoşuma gitti, paylaşmak istedim. 
Reklamlar
  • Trackback are closed
  • Yorumlar (2)
  1. güzelllll

  2. İyi

Yorumlar kapatıldı.
Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: