Ne kahvehaneler varmış! (Aksiyon)

Ne kahvehaneler varmış!
SEVİNÇ ÖZARSLAN – 15.01.2012

İstanbul’un eski kahveleri deyince akla genelde Küllük, İkbal, Meserret ve Marmara kıraathaneleri geliyor. Cem Sökmen’in yüksek lisans tezi olarak hazırladığı “Eski İstanbul Kahvehaneleri” (Ötüken Yayınları) kitabı ise Beyoğlu, Şehzadebaşı, Beyazıt, Babıali arasında hizmet veren ama zamanla unutulan pek çok kahvehaneden bahsediyor.

Eskiden İstanbul’daki kahvehaneler, aydınların en önemli buluşma mekânlarından biriydi. O dönemlerde yazmak, konuşmak o kadar kolay olmadığı için dolup taşan edebiyatçılar, düşünürler ve ilim adamları bu kahvehanelerde bir araya gelip fikirlerini paylaşırdı. Gençler de payına düşeni alırdı bu ortamlardan. Çoğu Beyoğlu, Beyazıt, Şehzadebaşı ve Babıali arasında yer alan kıraathaneler günümüzde yok. Bu kahvehanelerden akla ilk gelenler genelde Küllük, İkbal, Meserret ve Marmara kıraathaneleri olur. Cem Sökmen’in yüksek lisans tezi olarak hazırladığı Eski İstanbul Kahvehaneleri adlı kitap ise unutulan pek çok kahvehaneden bahsediyor. Adliye, İhsan, Fevziye, Darüttalim, Halk, Eftalikus, Elit kıraathaneleri, Hacı Reşit ve Yavrunun Çayhanesi gibi. Kafe formuna bürünen günümüz kahvehaneleri ise eskiler gibi değil. Sökmen, “Görüntülü ve sesli kitle iletişim araçlarının yaygınlaştığı, şehirlerin kentlere dönüştüğü bir sanayi çağında kahveler yok oldu.” diyor.

Sarafim: Gazete ve dergilerin bulunduğu ilk kıraathane
Sarafim Kıraathanesi’nin tarihi 1857 yılına uzanıyor. Beyazıt’ın Okçularbaşı Caddesi’nde kurulduğu için ilk zamanlar bu isimle anılmış. Sonra Uzunkahve denmiş. En son Ermeni sahibi Sarafim Efendi’nin adıyla akıllarda kalmış. Kıraathane ismiyle anılan ilk mekan olan Sarafim’in en önemli özelliği dönemin gazete ve dergilerini bulundurması ve arşivlemesi. Kıraathanenin yerinden bugün yol geçiyor. Tam olarak Mustafa Reşit Paşa Türbesi’nin karşısına düşüyor bu yol.

Bilim adamları ve sporcuların mekânıydı
Acemin Kahvesi: Acemin Kahvesi, Beyazıt’tan Laleli’ye doğru inen cadde üzerindeymiş. Ragıp Paşa Kütüphanesi’nin tam karşısındaki kıraathanenin yerinde bir butik var. Küllük kapanınca, oranın müdavimleri Acemin’de buluşmaya başlamış. Naci Şensoy, Emin Ali Çavlı ve İsmail Dümbüllü gibi bilim adamı ve sanatçılar da uğrarmış.

‘Çayında lezzet-i edebiye vardı’
Hacı Reşit Çayhanesi: 1880’lerden 1910’lara kadar Şehzadebaşı’nda hizmet verdiği bilinen Hacı Reşit Çayhanesi ile ilgili Cenap Şahabettin şöyle yazmış: “… havasında bir lezzet-i edebiye vardı… Çay füruş Hacı Reşid’i tanımamak, Muallim Naci’yi bilmemek veya Ahmed Mithad Efendi ile görüşmemiş olmak gibi bir nakise, bir mahrumiyetti.” Duvarlarında Arapça ve Farsça beyitler bulunan çayhanenin sahibinin şairlik iddiası dönemin edebiyatçılarını bu kahveye çekmiş. Çayhanenin yeri bugün bilinmiyor.

Konferanslara, fasıllara ve aydınlara ev sahipliği yapmış
Fevziye Kıraathanesi: Şehzadebaşı Caddesi’nin Fevziye Caddesi ile kesiştiği köşede yer alan bir kıraathane. Ne zaman kurulduğu tam olarak bilinmiyor. Fakat en parlak yıllarını 1885-1900 arasında yaşamış. Bugün o köşede bir otel var. Fevziye Kıraathanesi, tiyatro gösterilerine, konferanslara, musiki fasıllarına ve devrin aydınlarına ev sahipliği yapmış.

Zengin mirasyedi, şöhretsiz şair, gazeteci, eski pehlivanlar takılırdı
Darüttalim Kıraathanesi: Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanında bu kıraathaneyi şöyle anlatmış: “Kahvehaneye her cins ve meşrepten insan geliyordu. Zengin mirasyedi, müflis ve tutunmuş tüccar, şöhretsiz şair, gazeteci, ressam, yüksek memur, satranç ve dama ustaları, eski pehlivanlar, bir-iki Darülfünun hocası, bir yığın talebe, aktörler, musikişinaslar, hülasa her meslekten adam…” İstanbul’un ilk apartmanlarından biri olarak bilinen Letafet Apartmanı’nın alt katında açılan kıraathanenin yerinde bugün İstanbul Üniversitesi Zooloji Bölümü var. Letafet Apartmanı 1964’te yıkılmış.

Eftalikus, en çok Sait Faik’in yurdudur
Eftalikus Kahvesi: Taksim Meydanı’ndan İstiklal Caddesi’ne girerken köşedeki Burger King’i bilirsiniz. 1970’li yıllarda burada Eftalikus adı verilen bir kahvehane varmış. Salah Birsel, “Bir gözlem kulesidir Eftalikus. Pek çok insan da buraya bunun için gelir. Ama Abidin Dino, Arif Kaptan, Sait Faik, Hüsamettin Bozok, Arif Dino, Asaf Halet Çelebi, İlhan Berk kendileri için gelirler. Eftalikus yine de en çok Sait Faik’in yurdudur.” diye anlatıyor mekânı. Faik’in kahvehanenin ismiyle yazılmış bir öyküsü var. Eftalikus sadece yazarların değil aktörlerin ve aktör adaylarının buluşma yeri. Çünkü karşısında Taksim sineması varmış. Senaryo yazarı Bülent Oran burada az çalışmamış.

1940 kuşağı edebiyatçıları Elit’te yetişmiş
Elit Kıraathanesi: 1936 yılında açılan bu kıraathane Beyoğlu Asmalımescit Sokağı’nda Merkez Apartmanı’nın altındaymış. 1940 kuşağı olarak bilinen edebiyatçılara ev sahipliği yapmış, onların birbirleriyle tanışmalarına vesile olmuş. Aydınların iletişim ortamı olan kıraathanelerle ilgili en çok yazan isimlerden Oktay Akbal ve Attilâ İlhan, Elit’te tanışmışlar. Cemil Meriç de müdavimleri arasında. Şimdi yerinde bir restoran olan Elit, 1949 yılında kapanmış.

Muhabirlerin haber kaynağıydı
İhsan Kıraathanesi: Bâbıâli Yoku-şu’ndaki İhsan Kıraathanesi’nde muhabirler özel olmayan haberlerini değiş tokuş etmek için toplanırmış. Penceresinden bakınca neler neler görünürmüş. Valiyi görmeye gelenler, politikacılar, yabancı donanmaların komutanları, ecnebi sefirler… Hemen yanında defterdarlık, Türk Ocağı, belediye. Havadis borsası gibi bir mekân. Kıraathanenin bulunduğu bina, 1950’li yıllarda yıkılmış ve şimdi yerinde kağıtçıların bulunduğu bir iş hanı var.Zaman Gazetesi-Pazar Eki’nden Alıntıdır

Reklamlar
Yorumlar kapatıldı.
Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: